Yüksekova saldırısının ardındaki soru işaretleri ve Saray’ın yeni hedefi… - TRHABER

TR Haber | Tüm Haberler | @Tr__Dunya @Tr__Spor @Tr__WEB @trhbr1 @Tr__Teknoloji hesaplarımız twitter tarafından kapanmıştır. ==>> @Tr_Hbr_ @TR__Tube @Magduriyetler_ @Tr__Ekonomi Tr__News hesapları aracılığıyla yayındayız.

 TR NEWS
LightBlog

5 Ağustos 2018 Pazar

Yüksekova saldırısının ardındaki soru işaretleri ve Saray’ın yeni hedefi…

GRİHAT | ANALİZ

Hakkari Yüksekova’da astsubay eşi Serkan Karakaya’yı ziyaretten dönen Nurcan Karakaya ve 11 aylık bebeği Bedirhan, geçiş güzergahında yola döşenen EYP (El yapımı patlayıcı) ile katledildi. Anında olayın failinin PKK olduğu ileri sürüldü. PKK konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı. Geçmişte olduğu gibi “bizden bağımsız grupların eylemidir” şeklinde bir yorumda da bulunmadı ve sessizliğini koruyor.

Ancak siyasi erk olayı çözdü, failini buldu ve sert mesajlar vermeye başladı. Şoven milliyetçilik dalgası gittikçe yükselirken, Kürtler yine her yerde “kara bir kimlik” olarak görülmeye başlandı. Siyasette bu damar çok iyi kullanılıyor. İdam konusu bile yeniden gündeme getirildi. Recep Tayyip Erdoğan idam konusunda, “parlamentoya geldiği anda benim için imzalamamak diye bir şey yok. Bunlar bu yaptıkları katliamların bedelini ödemek zorundalar. Bu konuda atılacak adımlar yakındır.” diyerek iç siyasete her zaman olduğu gibi popülist mesaj verdi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da sert ifadeler kullandı. “Artık kimse bizim operasyonlarımıza laf söyleyemez” sözleriyle farklı bir tartışma başlattı. Nihayetinde zaten operasyonlar sürekli devam ediyordu. Özellikle 24 Haziran seçimleri öncesi “Kandil’e gidip Türk bayrağı dalgalandıracağız söylemi hafızalarda. Her gün yeni bir operasyon haberi havuz medyasında ‘Kandil’e girdik, giriyoruz’ tarzı başlıklarla yer buluyordu.

Süleyman Soylu, bu terör olayını bir nevi, “Allah’ın bir lütfu” olarak görmüş durumda. Zira ilk defa böyle bir eylem gerçekleşmiyor. Hem Soylu, hem de Erdoğan’ın söylemlerinin perde arkasında nasıl bir plan var acaba?

GÜVENLİK GÜÇLERİNİN HER GÜN 5 KEZ MAYIN TARAMASI YAPTIĞI BİR YER

Şu gerçeği de göz ardı etmemek lazım. PKK’nın sessiz kalması eylemi yaptığı anlamına gelmeyeceği gibi olayı derin devlet bağlantılı ‘öteki PKK’nın yapmadığı anlamına da gelmez. Bu eylem kimin işine yarıyor? sorusu önem kazanıyor. Ancak bu sorunun cevabına geçmeden önce şu ayrıntıyı da unutmamak lazım. PKK’nın böyle bir dönemde mayın veya EYP tuzaklaması yapması her yönüyle ilginç. Güvenlik güçlerinin günde beş defa mayın taraması yaptığı bu yolda mayınlı tuzağın fark edilmemiş olması düşünülemez. Bu detay ‘teröristin’ kimliğini daha da karmaşık hale getirebiliyor. Her ne kadar PKK’nın geçmişi bu tür karanlık eylemlerle kabarık olsa da, bu “zaman ayarlı” eylemi PKK’ya yıkmak işin kolaycılığına kaçmak demek.

Son olarak yine Yüksekova’da polisleri taşıyan zırhlı araç EYP’li saldırıya maruz kaldı. Şüphesiz olaylar ve doğurduğu sonuçlar birbirinden bağımsız değil. Günlük siyasetle ülke kurtarmaya ve yönetmeye çalışan ‘Yeni Türkiye Rejimi’nin yaşanan her olayı lehine çevirip siyaset devşirmesi ve yapacakları için bahane üretme gayreti devam ediyor. O nedenle derin bir uykudan uyandırılan PKK’nın önümüzdeki süreçte sağa sola saldırması muhtemel, tabi bu PKK ile asıl PKK’nın yapmak istedikleri farklı olacaktır.

İktidar, saldırıları bahane edip hamle yapmak isterken PKK da farklı stratejiler geliştirme peşinde. Karşılıklı hamleler önümüzdeki sürecin hem iç hem de dış siyaseten önemli malzemesi olacak Saray için.

KARAYILAN 1 GÜN ÖNCE AÇIKLAMA YAPMIŞTI

Olayın, KCK yürütme konseyi başkanı Murat Karayılan’ın bir gün öncesinde yaptığı açıklamanın hemen ardından gerçekleşmesi düşündürücü. Karayılan, Erdoğan ve politikasını ağır bir dille eleştirip bir nevi Türkiye’de kendileri açısından yeni bir dönemin başladığının sinyalini veriyordu. Karayılan, ”Kürtler, sadece Kürtlerin değil tüm Ortadoğu halklarının da savunması ve haklarının korunması konumuna gelmiştir. Bu durum Türkiye halkları için de geçerlidir, Erdoğan siyaseti tıkanmıştır” dedi.

HDP, ERDOĞAN’IN MÜDAHALESİYLE Mİ BARAJI GEÇTİ?

Şimdi gelelim seçimlerle ilgili Kandil’in iddiasına ve bu terör eyleminin oluşturabileceği siyasi sonuçlara… Her ne kadar HDP, 24 Haziran seçimlerinde yüzde 11.70 oranında oy almış olsa da KCK/PKK’ye göre parti barajın altında kalmıştı. Erdoğan’ın kontrolünde barajın aşılması sağlandı. Seçim hileleri, oy çalmalar bir yana bu tezi savunanlara göre Erdoğan ve Türk derin devleti şimdilik Kürt hareketini kontrol altında tutup yavaş yavaş kadük hale getirme amacında. Bunun için de hareketin göz önünde olması derin yapının işine geliyordu ve Kürt seçmende biriken öfke böylece gazı alınarak denetim altına alınmış oluyordu. Bu iddia KCK içinde ve bazı Kürt çevrelerince ciddi bir şekilde konuşuluyor. Bunlara göre HDP’nin aldığı gerçek oy Demirtaş’ın aldığı kadar (yüzde 8.40). Aslında Ankara kulislerine bakılırsa bu iddia havada kalmıyor. Çünkü Erdoğan rejiminin Kürtlere yönelik ciddi yaptırımlar planladığı konuşuluyor. HDP’yi (DBP Demokratik Bölgeler Partisi) PKK’nın uzantısı olarak görüp kapatma, siyasilere yönelik tutuklamalar ve kimi Kürt iş insanlarının mal varlıklarına el koyma gibi konular Saray’ın gündeminde. Ayrıca planda Kürt siyasi hareketinin tüm yapılarını lağvedip bitirme ve askeri operasyonlara hız verme de var. O yüzden PKK mahreçli her eylem, her olay, Saray’ın bu icraatlarını hızlandırması için dayanak olacak.

ERDOĞAN, HDP’Yİ MECLİSE SOKANLARDAN HESAP SORACAK!

Erdoğan’ın son olarak HDP için, “Parlamentoya girsinler diye onlara destek verenler de bunun hesabını verecekler. Nereye gizlenirse gizlensinler. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar. Sırtlarını kime dayarlarsa dayansınlar. Alçaklardan katliamların hesabını muhakkak soracağız.” Diyerek CHP’yi ve HDP’ye oy veren milyonları tehdit edişini de tarihe not düşelim!

Bu hamlelerin yerel seçimlerden önce nihayete ermesinin planlandığı da konuşulanlar arasında. Şüphesiz Erdoğan rejimi bunu başka bir gerçeğin önüne geçmek için yapacak. Rojava’nın (Kuzey Suriye) durumu Sarayı ciddi şekilde bunaltmışa benziyor.

PYD, ESED’İ MASAYA OTURTTU, 12 MADDE ÜZERİNDE ANLAŞILDI

Kuzey Suriye’de tüm dünyanın kabul ettiği bir Kürt gerçeği var. Bu gerçek en başından beri burada Kürtleri istemeyen Türkiye’nin son 5 yıldır sürdürdüğü, hata üstüne hata yaptığı politikasının iflası anlamına geliyor. Türkiye, Kürtler olmasın da kim olursa olsun diyerek IŞİD’i bile desteklemiş, silah yardımında bulunmuş, heyecanla Kobani’nin düşmesini beklemişti. Ancak bu çabalar Türkiye’ye zarardan başka bir şey sağlamadı. Çünkü Mayıs ayından beri Demokratik Suriye Meclisi, Şam yönetimiyle bir dizi görüşme sürdürüyor başka bir deyişle PYD, Esed’i masaya oturtmayı başardı. Yapılan görüşmelerde şimdilik 12 madde üzerinde anlaşmaya varıldı. Bu maddelerin en önemlisi petrol  başta olmak üzere yeraltı kaynaklarının gelirine Rojava’nın da ortak olması…

ANKARA’YI PANİĞE SEVK EDEN GELİŞMELER

Evet Şam her şeyi yönetecek ama Rojava da payını alacak. Diğer önemli konu ise Rojava’daki askeri yapının yani YPG’nin başını çektiği Demokratik Suriye Güçlerini konumu. Bunun için Irak’taki Peşmerge modeli masada. Kantonlardan oluşan Rojava’nın siyasi statüsünün nasıl olacağı da görüşme maddeleri arasında. Şam, Kuzey Suriye’de Irak Kürdistan’ındaki gibi bir yapıyı tartışmaya açmış durumda. Bu gelişmeler Ankara’yı Esed’in ayağına götürecek kadar panikletmişe benziyor. Ama Türkiye’nin bu konuda çok geç kaldığını da söylemek mümkün. Çünkü Şam’ın Rusya, İran ve Amerika’dan habersiz Kürtlerle masaya oturduğunu söylemek imkansız. Şu anda Erdoğan’ın ‘dost’u olan Putin, Erdoğan’a gol atmışa benziyor. Diğer bir ayrıntı ise İsrail’in Golan tepelerine yerleşmiş olması. Yani Suriye’de herkes hamlesini yapıyor ve somut adım atıyor. Şu anda Esed yönetimi, İran, Rusya, İsrail ve Amerika Türkiye’nin bir kısmına hakim olduğu Azez ve Afrin’den çekilmesini istiyorlar. Sundukları argüman ise oldukça güçlü; Türkiye’nin müttefiki Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) yeniden eski kimliğine bürünüp faaliyet yürütüyor olması. Cihatçı selefi bir grup olan ÖSO, El Kaide ve IŞİD bağlantılı isimleri yeniden Suriye’ye sokuyor. Türkiye’nin 6 ay içinde yanına müttefiki ÖSO’yü da alıp Afrin’den çıkması isteniyor. Diğer yandan önümüzdeki yakın dönemde İdlib’e yönelik kapsamlı bir operasyon düzenlenecek ve aktörler Türkiye’yi bu operasyonda devre dışı tutmuş durumda…

TÜRKİYE, ŞAM’DAN ÖZÜR DİLER Mİ?

Demokratik Suriye Güçleri şimdiden tavrını oraya koymuş durumda. Şam anlaşmayı kabul etmeden İdlib operasyonuna katılmayacaklarını duyurdu. Bir bakıma Kürtler statü olmadan operasyonda yer almayacak. Şam ve Rusya, Demokratik Suriye Güçlerinin operasyona katılmasını istiyor. Bu gelişmeler yaşanırken Türkiye ise Suriye konusunda Almanya, Fransa ve Rusya’nın katılacağı bir zirve yapmak istiyor. Suriye’de üsleri bulunan üç ülke de Türkiye’nin Afrin’den çıkmasını istiyor. Bu toplantıdan ne çıkacağı merak konusu. Kürt kaynaklara göre Şam da bu zirvede misafir olarak yer alabilir ve Türkiye Şam’dan özür dileyebilir. Ama asıl önemli nokta Kürtler Suriye’de statü alıp İdlib operasyonuna katıldıktan sonra PKK’nın asli kadrosunu Türkiye’ye yönlendireceği. Saray’ın asıl çekincelerinden birisi de bu ve mümkün olduğunca erken davranmak istiyor.



Kaynak: Politika – GriHat http://grihat.com/yuksekova-saldirisinin-ardindaki-soru-isaretleri-ve-sarayin-yeni-hedefi/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder