
15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrası tutuklanan gazeteci-yazarlar Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da dahil olduğu 6 sanıklı davanın istinaf ikinci duruşması İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde sürüyor.
21 Eylül’de İstanbul Bölge Adliyesi 2. Ceza Dairesi’nde görülen istinaf mahkemesinde savcı 6 sanığa verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının onanmasını istemişti.
Bağımsız Gazetecilik Platformu P24’ün twitter hesabından aktarılan bilgilere göre, bugün tutuklu gazeteci Ahmet Altan, Silivri Cezaevi’nden SEGBİS ile duruşmaya katılırken, tutuksuz yargılanan Mehmet Altan ile tutuklu yargılanan Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Yakup Şimşek ve Tuğrul Özşengül mahkemede hazır bulundu.
Savunmasına ilk başlayan Nazlı Ilıcak oldu. Ilıcak’ın savunmasında dikkat çeken ifadeler şöyle:
NAZLI ILICAK: DELİLLERİ ÇÜRÜTTÜM AMA SAVUNMAM YOK SAYILIYOR
“Hiçbir somut olguya dayanmayan delilleri bir bir çürütmüşken savunmam yok sayılıyor.”
“Bugün gazetesinde çalışırken Akın İpek hakkında kamuya yansıyan hiçbir soruşturma yoktu. Şayet daha sonra çalıştığım Özgür Düşünce gazetesi ve Can Erzincan TV’nin cemaatle ilişkisi olduğuna dair bir iddia varsa, sahibi Recep Aktaş’a sormak lazım.”
AYM’NİN ALTAN KARARI BENİM İÇİN DE EMSALDİR
“AYM’nin Mehmet Altan kararı benim için de bir emsal karardır, hakkımızdaki suçlamalar örtüşmektedir. AYM başvurumu muhtemelen ekim ayında görüşecek, Mehmet Altan ile örtüşen iddialar olduğundan muhtemelen hak ihlali kararı verecek.”
“Hukuki açmaza düşmemek için dosyamın AYM önünde olduğunun gözetilmesini ve Mehmet Altan kararının hakkımda da uygulanmasını talep ediyorum.”
ZAMAN DAVASI’NDA ‘DARBE’ SUÇLAMASI DÜŞTÜ
“Zaman davası ile ‘FETÖ’nün medya yapılanması’ adıyla bilinen davada sanıklar hakkındaki ‘darbe’ suçlamalarının düştü.”
“AYM Şahin Alpay kararında 17-25 Aralık hakkında yazmanın ‘FETÖ’nün amacına hizmet edildiğini’ göstermediğini belirtiyor. Savcı, benim cemaate neden hizmet etmek isteyeceğime dair tek somut delil ortaya koymadı. 43 yılım meslek hayatımda hep hak, hukuk, demokrasi dedim. Bunun için defalarca bedel ödedim.”
“DELİLLERİ VİCDAN TERAZİSİNDE TARTIN, MASUMİYETİMİ GÖRÜN”
“2 yıldır ‘terörist’ ve ‘casus’ gibi suçlamalara maruz kalmak, ödediğim bedellerin bir kenara atılması… Bu haksızlık canımı çok yaktı. Benim gibi köşe yazarlarının hemen hemen hepsi tahliye oldu, Zaman gazetesinde yazanlar dahil.”
“Bu delilleri vicdan terazisinde tartsanız, bana yöneltilen suçlamaları işlemediğim kanaatine varacaksınız. Suç işlemedim. Beraatımı, Mehmet Altan kararı uyarınca hiç değilse tahliye yoluyla mağduriyetimin sonlandırılmasını talep ediyorum.”
Nazlı Ilıcak’ın avukatları da, ‘darbe’ iddiaları hakkında beraat kararı verilen benzer dosyalara atıf yaparak, beraat talebinde bulundu.
FEVZİ YAZICI: ASKERLER REKLAM FİLMİNDEN HANGİ TALİMATI ALDI?
Ilıcak’tan sonra kapatılan Zaman gazetesinin görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı savunma yaptı.
Gazetenin reklam filmi ile darbecilere mesaj vermekle suçlanan Yazıcı, “Davada çok sayıda cevapsız soru var. Askerler bu reklamdan hangi talimatı aldı?” diye sordu. Yazıcı, suçsuz olduğunu belirterek beraatını istedi.
AVUKAT MESUT YAZICI: REKLAM FİLMİNDEN DUMANLI SORUMLU
Yazıcı’nın avukatı Mesut Yazıcı da söz alarak, “Hazırlık aşamasından yayınlanma sürecine kadar reklam filmleri hakkında tek söz sahibi Ekrem Dumanlı’dır.” dedi.
Yazıcı, söz konusu reklamın RTÜK denetiminden geçtiğini vurgulayarak, “Bu, bazı çevrelerin kendilerine pay çıkarmak için yaptıkları sansasyonel bir suçlamadır.” ifadesini kullandı. Fevzi Yazıcı’nın reklamla herhangi bir ilgisi olmadığını tekrar eden avukat beraat ve tahliye talebinde bulundu.
MEHMET ALTAN: İLK KEZ ANAYASA MAHKEMESİ KARARI YOK SAYILDI
Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Mehmet Altan savunma yaptı. Altan’ın savunmasında öne çıkan ifadeler şöyle:
“Anayasa ihlal edilerek gözaltına alındım ve tutuklandım. Anayasa ihlal edilerek önce tahliye edilmedim, sonra ağırlaştırılmış müebbete mahkûm edildim.”
“Cumhuriyet tarihinde ilk kez birinci derecede bir mahkeme Anayasa Mahkemesi genel kurul kararını dinlemedi. Anayasal suç işledi. Mahkemeniz beni ‘kişi hürriyeti ve güvenliğimin’ ihlali nedeniyle tahliye etti. Bu, suçum olmadığı halde tutuklandığım anlamına geliyor.”
SAVCININ YENİDEN MÜEBBET İSTEMESİ HUKUKA UYGUN MU?
“AYM kararı mahkemenizce kabul edildi. Nitekim bu ihlal nedeniyle devlet bana tazminat ödedi. Her şey ortada ve çok berrak. Gelin görün ki 21 Eylül günkü duruşmada savcı benim yeniden ‘müebbet hapse’ çarpıtılmamı istedi. Hukuken böyle bir şey olabilir mi?”
“(Savcının mütalaasını okuyarak) Somut olmayan, ‘soyut’ tehlikeye yönelik bir suç nedir? Böyle bir suç tarifi var mı yoksa öcü masalı mı? Savcı, yazıları silah olarak mı görüyor? Böyle bir değerlendirmenin Anayasaya aykırı olduğunu bilmiyor mu?”
YAZI VE YORUM NASIL ‘CEBİR, ŞİDDET’ SAYILIR?
“309. madde ‘cebir ve şiddet kullanarak’ diye başlıyor. Yazı ve yorumu ‘cebir ve şiddet’ sayan bir anlayışla mı karşı karşıyayız? Galiba öyleyiz. Ceza Muhakemeleri Yasası ‘uykudan önce çocuklara masallar’ kitabı mıdır? Nasıl bir hukuk anlayışı ile karşı karşıyayız?”
“Savcı beni 309. madde ile suçluyor, ama eski 146. maddeye yönelik bir Yargıtay Kararı gösteriyor. Çünkü 309 açık: ‘cebir ve şiddet’i ispat edeceksin. Savcının konu ettiği madde yürürlükte olmayan 146. madde… Özen istemek, hukuk, dürüstlük istemek hakkımız değil mi? Açıklama ve görüşü cebir unsuru kabul ediyor savcı. Böylece 309. maddeyi ve o maddeyi hazırlayan Parlamento’nun iradesini yok sayıyor.”
BOL KEPÇEDEN LAF VAR AMA BELGE YOK
“Somut olgular varmış demekle somut olgu olmuyor. İki yıldır göremediğimiz gibi, şimdi de bol kepçeden laf var, belge yok…”
“Bu mütalaa bu içtihada uygun mu? Savcının iddiasına uygun ‘manevi cebir’ suçlamasını içeren bir kanun maddesi söz konusu mu?”
“Hürriyeti tahdit edilmiş sanıkları yeniden en ağır iddialarla suçlayacaklarına mahkemelerin Anayasayı çiğnemeleri ile ilgilenmeleri gerekmez mi?”
AYM’nin 11 Ocak 2018’de açıkladığı ve ‘kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğine’ hükmettiği kararı mahkeme heyetine okuyan Mehmet Altan, şöyle devam etti:
ANAYASA MAHKEMESİ, KARARIYLA BENİ KORUYOR
“Görüldüğü gibi dosyada ‘iddia’ diye sunulan delillerle ‘tutuklanamayacağım’. Bunu yapanların ise Anayasal suç işlediği ortaya konmuş. AYM beni bu kararıyla anayasayı ihlal edenlere karşı koruyor. Mahkemeniz de bu kararı kabul ederek beni tahliye ediyor, devlet tazminat ödüyor.”
“Tutuklanmam sadece 19/3 değil, anayasanın 26. ve 28. maddeleri gereğince de ihlal sayılıyor. Yargı anayasayı delik deşik ediyor.”
“Aynı delil, iddialar ve dosya ile en yüksek mahkeme anayasanın çiğnendiğine hükmederken, 1. derece mahkeme nasıl ağırlaştırılmış müebbet cezası verebilir?”
HUKUK VARSA BU DOSYADAN SUÇ ÇIKARMAK İMKANSIZ
“Mahkemeniz AYM kararına uydu. Peki, duruşma savcısı şimdi bunu nasıl yok sayabiliyor? Bunun hukuksal ve anayasal bir izahı var mıdır? Hukuk varsa, hukuk firardan geri döndüyse bu dosyadan suç çıkarmak imkânsız.”
“AİHM’in 20 Mart 2018 tarihli ihlal kararında, AYM kararının ardından tutuklamaya dair yeni bir delil olmadığı belirtildi. Bunlara rağmen 2 yıl hapis yattım, 30 yıl çalıştığım üniversiteden atıldım, istinaf savcısı da müebbet istiyor. Hukuk devleti bu mudur?”
SAVCI UTANDIRICI BİR GELENEĞİ SÜRDÜRÜYOR
“Şayet hukuk varsa, Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek mahkemelerinin hükümleri ışığında verilecek karar beraattan başka bir şey olamaz. Ama savcı, suçsuz insanları suçlu gibi̇ gösteren; ‘haklıyız’ demek için ‘hukuksuz hükümler’ veren utandırıcı bir geleneği sürdürmek istiyor.”
“Şayet yeniden açıkça bir hukuksuzluk söz konusu olacaksa yapılacak fazla bir şey kalmıyor. Hukuksuz kaba bir gücün karşısında ne yapılır ki? Dillerim, hukuk firardan dönmüştür ve bu zulme son verir.”
The post Mehmet Altan: Hukuk firardan döndüyse bu dosyadan suç çıkmaz appeared first on IPA - International Press Agency.
Kaynak: Gündem – IPA – International Press Agency http://ipahaber.com/2018/10/02/mehmet-altan-hukuk-firardan-donduyse-bu-dosyadan-suc-cikmaz/




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder