
20. yüzyılda yaşanan iki büyük dünya savaşından çıkarılan acı derslerle giderek daha fazla toplumlar tarafından benimsenen ‘demokrasi’ bu günlerde sıkça ‘acaba sonu mu geldi?’ diye tartışılıyor. Adı demokrasi olan sistemlerin otoriterleşme eğilimi gösteren liderler tarafından zapt edilişinin salgın halde yayıldığını anlatan onlarca görüşten biri The Economist dergisinde yayınlandı.
Özellikle bu yıl demokrasi bitti mi? konulu kitaplarda patlama yaşandığını vurgulayan yazı, demokrasilerin 4 aşamada nasıl çökertildiğini ele alırken, ümit verici örneklerinden yaşandığını göstererek ‘demokrasi’nin ona inanan savunuculara ihtiyacı olduğunun altını çiziyor.
24 Haziran seçimleri öncesi çıkan yazıda Türkiye için ‘henüz geç kalınmadığı’ vurgusu yapılıyor. Demokrasi Nasıl Ölür? başlıklı yazının geniş özeti şöyle:
“Demokrasi tehlikede mi?
Yaklaşık 30 yıl önce Francis Fukuyama’nın tarihin ve liberal demokrasi zaferinin sonunun geldiğini ilan etmesinin ardından bu soru artık daha fazla anlamsız gelmemekte.
Demokrasiye uzun zamandır beşiklik yapan Amerika’nın başında onun normları üstünde tepinen bir başkanı var.
Xi Jinping otoriter Çin’i tek adam yönetimine sürüklüyor. Gelişmekte olan piyasalarda diktatörler kararlı adımlar atıyor.
200 binden fazla kişiyi siyasi sebeplerden ötürü ya hapse ya da işinden atan Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan muhtemelen 24 Haziran’daki seçimden zaferle çıkacak ve sultanvari güçlere sahip olacak.
Nikaragua rejimi protestocuların başparmak tırnaklarını söküyor. Vladimir Putin ise Dünya Kupası’nda yürüttüğü devasa propaganda darbesinin semeresini almak üzere.
2007-08 EKONOMİK KRİZİ HASTALIĞIN BAŞLADIĞI YILLAR
Demokrasi sağlığındaki kötüleşmenin alarm seviyesindeki belirtileri 2007-08 finansal krizinden bu yana kendisini gösteriyor. Kardeş şirketimiz, The Economist İstihbarat Birimi tarafından yayımlanan bir raporda; demokrasi adına 2017 yılında 89 ülkede gerileme, sadece 27 ülkede ise gelişme kaydedildi.
Bazı araştırmalara göre Amerikalı gençlerin üçte birinden daha azı ‘demokrasi’de yaşamanın şart olduğunu” düşünüyor. Çok az insan “Demokrasi Nasıl Biter?” veya “Halk, Demokrasiye karşı” gibi korkutucu başlıkları olan kitaplarda bu yıl patlama yaşandığını merak ediyor.
20. YÜZYILIN İKİNCİ YARISI SONRASI İLK KEZ GERİYE GİDİŞ
Bu kötümserlik bir bağlamın içine yerleştirilmeli. 20. yüzyılın ikinci yarısındaki hatırı sayılır gelişmenin ardından son yaşananlar çok yeni bir geriye gidiş. 1941 yılında sadece bir kaç düzine ülkede demokrasi var iken, 2000’lere gelindiğinde ise dünyada seçim yapmayan sadece 8 ülke kalmıştı. 38 ülkede geniş katılımlı yapılan bir araştırmaya göre her 5 kişiden 4’ü demokraside yaşamak istiyor.
KONTROL-DENGE MEKANİZMASI GÜÇLÜ OLAN TOPLUMLAR DAHA GÜÇLÜ
Ve çoğulculuğa yönelik tehditlerin hepsi aynı söylemden çıkmıyor. Gelişmiş demokrasilerde, Amerika gibi, güçlü kontrol-denge mekanizmaları güce en çok aç bir başkanı bile dizginleyebiliyor. Olgunlaşmamış demokrasilerde ise bu tür kurumlar daha zayıf, dolayısıyla bir zorba gelip hepsinin dibini hatta çoğu zaman hiç zorlanmadan oyabiliyor. İşte bu yüzden en çok kaygı veren bozulma, gerek ülke sayısı ve gerek katılım hızı yönünden kırılganlık gösteren gelişmekte olan ülkelerin genç demokrasilerinde.
BOZULMA HER YERDE BENZER SEMPTOMLAR GÖSTERİYOR
Bozulma Venezuela’dan Macaristan’a her yerde benzerlik gösteriyor. İyimser olmak için sebepler olduğu kadar Batı’nın çıkarması gereken dersler de var.
BİR DEMOKRASİ NASIL ÇÖKERTİLİR?
Kabaca söylemek gerekirse körpe demokrasiler 4 aşamada parçalanır.
–Ezilmişlerin Elitlere öfkesi
İlk önce ‘status quo’ ve genelde yönetimde olan liberal elitlere yönelik toplumsal gerçek bir öfke oluşur. Macarlar önce ekonomik krizle perişan edildi, ardından Almanya’ya gitmek isteyen kabile halinde ülkelerinden geçen Suriyeli mültecilerce korkutuldu. Türkiye’nin dindar müslüman çoğunluğu seküler elitler tarafından hep kenara itilmiş hissetti.
-Nefret edilecek düşman yaratılır
İkinci olarak, diktatörler öfkeli seçmenlerin kızacağı düşmanlar belirler. Putin, Rusya’yı aşağılayan Batı komplolarını anlatır. Devlet Başkanı Nicolas Maduro Venezuela’nın sorunları için Amerika’yı; Macaristan Başbakanı Viktor Orban, kendi ülkesinin problemleri için George Soros’u suçlar.
-Korku ve tedirginlikle basın, yargı, liberal kurumlar iğdiş edilir
Üçüncü olarak korku ve tedirginliği istismar ederek gücü elde eden diktatörler özgür basının, bağımsız yargı sisteminin ve ‘liberal demokrasinin’ liberal kurumlarının üstünden geçer ve tüm bunları milletin düşmanlarını bertaraf etme adıyla yapar. Dürüst yargıçları, vazifesini suistimal etmekle suçlar ve yerlerine yandaşlarını, yağcılarını getirir veya bağımsız televizyon kanallarına vergi müfettişlerini salar ve sahiplerini medya şirketlerini satmaya zorlar.
Bu aşama ‘liberal olmayan demokrasi’ aşamasıdır, öyle ki bireysel haklar ve hukukun üstünlüğü kuralının dibi oyulmuştur ancak sözüm ona diktatörler özgürümsü seçimleri kazandıkları için hâlâ demokratmış gibi görünebilirler.
-Liberal kurumların erozyonu ile demokrasi ölür
Nihayetinde, dördüncü aşamada, liberal kurumlardaki erozyon demokrasiyi ölüme götürür. Geriye sadece adı kalır. Tarafsız seçim gözlemcileri susturulmuş, muhalefetin adayları hapse tıkılmış, seçim bölgeleri uygun şekilde ayarlanmış, anayasalar değiştirilmiş, ve uç örneklerde olduğu gibi milletvekilleri iğdiş edilmiş olur.
KAVGA HER ZAMAN DİKTATÖRLE DEĞİL
Bu durum ne kaçınılmaz ne de çaresiz bir süreçtir. Hindistan 70 yıldır, Botswana 50 yıldan fazladır canlı bir demokrasiye sahip. Bozulmalar durdurulabilir hatta tersine çevrilebilir. Son haftalarda Malezya Nezcip Rezzak’ı ve kurulduğundan bu yana Malezya’ya hükmeden UMNO partisini (Malezya’nın en büyük partisi) seçimle görevden aldı.
Geçen Aralık’ta Güney Afrikalılar, yandaşlarının devleti soymasına izin veren diktatörümsü Devlet Başkanı Jacob Zuma’yı, görevi bırakmaya zorladı. Ermenistan’da göstericiler on yıllık tek parti düzenini yıktı. Hatta Türkiye bile kaybetmiş sayılmaz: önümüzdeki seçimde muhalefet partileri mecliste çoğunluğu elde etmek gibi iyi bir şansa sahip.
EKONOMİK DURGUNLUK VE GÖÇ DEMOKRASİLERİN DÜŞMANI
Hangi demokrasilerin tehlikede olduğunu söylemek zor. Ekonomik durgunluk ve artan göç genelde sorunların temelini oluşturur.
Ancak her ikisi de ne gerekli ne de yeterli. Avrupa Birliği üyeliğinden fevkalade istifade etmiş patlayan ekonomisi ve neredeyse yok denecek göçmen sorunuyla Polonya’da demokrasinin sekteye uğrayabileceğini çok az insan tahmin etmiştir.
GÖSTERE GÖSTERE ÇALAN DİKTATÖRLER TOPLUMUN TEPKİSİYLE DEVRİLİR
Şartların altını çizmekten daha önemlisi sözüm ona otokratların birbirlerinden neyi ne kadar öğrendikleridir. Yalan haber nasıl yayılır, sinir bozucu gazeteciler nasıl ezilir ve populizm kartı nasıl oynanır. Otokratların zaafları, zayıf yönleri de genelde birbirine benzer. Malezya’dan Güney Afrika’ya, diktatörler nihayetinde yaptıkları yolsuzluklar ölçeğinde toplumsal kuvvetli bir tepkiyle devrilir.
Bu benzerlikler bazı dersler veriyor. Asıl olan kurumların önemli oluşudur. Batı tarzı demokrasiler genelde seçimlerin kalitesine odaklanmıştır. Esasında, bağımsız yargıçlar ve sinir bozucu gazeteciler demokrasinin cephe hattı savunucularıdır. Bağış yapanlar, STK’lar, -her ne kadar otokratların, onları yaptıkları yardım için yabancı devlet ajanı olarak suçlaması kaçınılmaz olsa da-özgür basın ve hukukun üstünlüğü ilkesini korumak için gösterdikleri çabayı iki katına çıkarmalı. İkinci olarak geriye gidişler seçmenin liberal olmayan bir ideolojiyi benimsemesinden değil çıkarcı diktatörlerin o yönde adım atmasından oluşur.
Bu durum tüm rejimleri çok çabuk kırılganlaştırır. Otokratlar açıktan göstere göstere çalarsa hiç bir karartma, sansür insanların öğrenmesini, hatta bazen tekmelemelerini engelleyemez.
OLGUN DEMOKRASİLER ÜZERİNDE TEPİNİLMESİNE İZİN VERİYOR
Son olarak en hoş olmayan ders ise olgun demokrasilerdeki olayların ortaya koyduğu örnektir. Amerika’nın güçlü kurumları Başkan Donald Trump’ı evde dizginleyebiliyor. Ama; peşi sıra yalan söylemek, diktatörlerle içli dışlı olmak, sözümona otokratımsı davranmak gibi demokratik normları aşağılamasına engel olmuyor. Demokrasinin öldüğüne dair haberler fazlasıyla abartılıyor. Ancak şimdiye kadar bulunmuş hükümet sistemlerinin en az kötüsünün başı dertte. Onu savunacaklara ihtiyacı var.
The post The Economist: Demokrasi Nasıl Ölür? appeared first on IPA - International Press Agency.
Kaynak: Dünya – IPA – International Press Agency http://ipahaber.com/2018/06/19/the-economist-demokrasi-nasil-olur/




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder