Kararnamelerle Merkez Bankası’nın kurumsal erozyonu hızlanıyor - TRHABER

TR Haber | Tüm Haberler | @Tr__Dunya @Tr__Spor @Tr__WEB @trhbr1 @Tr__Teknoloji hesaplarımız twitter tarafından kapanmıştır. ==>> @Tr_Hbr_ @TR__Tube @Magduriyetler_ @Tr__Ekonomi Tr__News hesapları aracılığıyla yayındayız.

 TR NEWS
LightBlog

18 Temmuz 2018 Çarşamba

Kararnamelerle Merkez Bankası’nın kurumsal erozyonu hızlanıyor

AKP iktidara geldikten sonra, beş yıllık görev süresi 2006’da dolan Süreyya Serdengeçti’nin yerine, Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanlığı’na getirdiği ilk isim olan İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz 2011’e kadar başında olduğu kurumun bağımsızlığını, itibarını, saygınlığını kaybettiğini söyledi.

Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yapılan kurumsal düzenleme ve değişikliklerin, kurumları güçlendirmeyip zayıflattığını, itibar erozyonuna uğrattığını belirterek, “Merkez Bankası’nın bağımsız olduğuna kim inanır? Kanun gücünde kararnamelerle yapılan değişikliklerle, Merkez Bankası’nın bağımsızlığının ve kurumsal kimliğinin zedelenmediğini kimse söyleyemez” dedi.

Ahval’in sorularını yanıtlayan Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine getirilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın, Londra’da uluslararası banka-finans-yatırım çevreleriyle yapacağı görüşmelerde, Türkiye’ye kaynak akışını sağlamak ve küresel sermayeyi ikna etmek için, “kitabi konuşacağını tahmin ettiğini” ifade ederek şunları söyledi:

“Daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan gitti ve Ortodoks konuşmalar yaptı, söylemler sergiledi. Sonucun ne olduğunu kendileri de bizler de gördük. Şimdi kanımca Berat Albayrak Ortodoks söylemden vazgeçecek. Daha mülayim, kitabi bir şekilde konuşacak.

Bazı vaatlerde bulunacak. Ama artık doğru cümleler kurmanın, kitabi konuşmanın bir karşılığı yok. Piyasalar bunu almıyor. İnandırıcı da olmuyor. Piyasa söylem değil, acilen eylem bekliyor. Eylem vakti hızla geçiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yayımladığı 701, 702 ve 703 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile devlet kurumu ve bakanlıkların yanı sıra ekonomik kurumların da yeniden yapılandırılmasıyla ilk kez Ekonomik İşler OHAL Koordinasyon Kurulu ve Mal Varlığının Dondurulmasını Değerlendirme Komisyonu kuruldu. Bu yeni kurulların içerde ve dışarıda finans, bankacılık, yatırım ve iş dünyasında yarattığı kaygılarla ilgili olarak Durmuş Yılmaz şu değerlendirmeyi yaptı:

“703 No’lu kararnameye kadar yapılanlara, kurumlarla ilgili düzenlemelere bakın. Merkez Bankası da dahil, Ekonomik OHAL, Mal Varlığı Dondurma, Maliye-Hazine birleştirme vs. Bunlar kurumları güçlendiren değil zayıflatan kararlar. Oysa içinde bulunduğumuz şartlarda ekonomide güçlü, liyakatli, çözüm üretecek, kurumsal saygınlığı olan yapılanmalara ihtiyaç var. Öncelik nedir?

Ülkemizin ihtiyacı hızlı karar almak mı, doğru karar almak mı? Hızlı karar almak adına yapıldı bu değişiklikler. Merkez Bankası başkanının görev süresi kısaltıldı. Başkan yardımcılarını önerme yetkisi elinden alındı. Para politikası kurul üyelerinin seçimi ve atanması usulleri değiştirildi. Hızlı karar almayla ne ilgisi var?

Kaldı ki, hızlı alınan kararların ne olduğunu gördük. 2-3 gün sonra, o kararların bazıları başka kararnamelerle değiştirilmek zorunda kalınarak (Rektör atamalarında profesörlük şartının kaldırılması, borsada insider tradinging 31 Ağustos’a kadar suç olmaktan çıkartılması vb.), eski haline döndü, ya da geri adım atıldı.
Yani Hızlı karar almak sorunu çözmüyor, daha ağır yanlışlar yaptırabiliyor. İhtiyacımız hızlı ama doğru karar almak. Oluşturulan kurullar, ekonominin kurumsal yapılanmasına, ağır ekonomik sorunların çözümüne ne katıyor?

Bunların bir fonksiyon ifa edebilmesi için, demokratik, katılımcı, çözüm üretici, liyakate, hukuka, evrensel hukuka, şeffaflık ilkesine uyumlu kurullar olması lâzım. Öyle mi? Değil! Maalesef gerçek durum bu. Şu anda Merkez Bankası’nın bağımsız olduğunu, kurumsal kimliğinin uluslararası düzeyde zedelenmediğini, saygınlığının tahrip olmadığını kimse söyleyemez. Çözüm için yeni bir hikâyemizin olması gerek.”

Türkiye’nin manevra alanının hızla daraldığını, yok olmaya doğru gittiğini söyleyen Yılmaz, “Enflasyon yüksek, bütçe açığı yüksek, haziran ayında ve geçen yılın altı aylık dönemine göre bütçe açığında yüzde 100’e varan, sürdürülemez bir artış var. Dış ticaret açığı ve cari açık  yükselmeye devam ediyor. Bütün bunlar sağlıklı sürdürülebilir büyümenin önündeki engeller. Negatif etki yapan, içerde ve dışarıdan kaygıları, güvensizliği, riskleri büyüten unsurlar” diye konuştu.
Tüm bunların üzerine, yeni hükümet modeline geçişle birlikte, peş peşe çıkartılan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle, ekonominin yeniden yapılandırılması adı altında, kurumsal erozyonun eklendiğini belirten Durmuş Yılmaz, yeni sistemle birlikte belirsizliklerin arttığını, keyfiliğin öne çıktığını söyledi.
Yılmaz, TBMM’nin en hayati yasama yetki alanı olan bütçe yapma, kamusal harcamaları denetleme hakkının elinden alındığını vurgulayarak şu tespitlerde bulundu:

“Meclisin kontrol ve denetim hakkı yok. Parlamento bütçe yapma, denetleme, halka ait kaynakların kullanımını izleme ve hesap sorma hakkını kaybetmiştir. Şimdi Cumhurbaşkanı bir bütçe gönderecek. TBMM baş üstüne derse, kabul ederse tamam, sorun yok. Hayır derse bir yaptırımı, gücü yok.

Cumhurbaşkanı eski bütçeyi devreye sokacak. Oysa bütçe, parlamentonun millet adına kullandığı en önemli yetkilerinden birisi. Bunun gibi çıkartılan kararnamelerle yüzlerce yasa değiştiriliyor.

Yasa yapmak meclisin asli ve devredilemez görevi. Anayasanın 104’üncü maddesi, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin meclisin çıkartacağı yasaların üzerinde olamayacağını söylüyor ama 9 Temmuz’dan bu yana fiili bir durum var ve yasa gücünde kararnamelerle devlet kurumları güçsüzleştiriliyor.
Meclisin acilen bu duruma el koyup, kararnamelerin içeriğinden öte yasaları gündemine alması, bunu engellemesi, önlemesi gerek. Aksi halde bir kararname devletine, yasası ilkesi olamayan, keyfe keder değiştirilen devlet kurumlarına ve devlet yönetimine doğru gidiyoruz.

Şu anda tam bir yetki belirsizliği söz konusu.Cumhurbaşkanı ile TBMM arasında bir karmaşa, devlet işleyişinde kaosa doğru gidiliyor. Süratle bu belirsizliğin giderilmesi, dengenin, ilişkilerdeki hukuki ve demokratik zeminin oluşturulması lâzım”

Hazine ve Ekonomi Bakanı Berat Albayrak’ın Londra’da uluslararası finans kuruluşları ve yatırım bankaları ile yapacağı buluşmadan nasıl bir sonuç beklenmesi gerektiği sorumuza ise Durmuş Yılmaz’ın yanıtı şöyle oldu:

Daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan Londra’ya gitti ve Ortodoks konuşmalar yaptı, söylemler sergiledi. Sonucun ne olduğunu kendileri de bizler de gördük. Şimdi kanımca Ortodoks söylemden vazgeçecek. Daha mülayim, kitabi bir şekilde konuşacak. Bazı vaatlerde bulunacak. Ama artık doğru cümleler kurmanın, kitabi konuşmanın bir karşılığı yok. Piyasalar bunu almıyor. İnandırıcı da olmuyor.

Piyasa söylem değil, eylem bekliyor. Eylem vakti hızla geçiyor. Ben hâlâ Türkiye’nin kendi iradesiyle kendisini toparlayabileceği bir manevra alanının dar da olsa var olduğunu düşünüyorum. Kendi göbeğimizi kendimizin kesmesi, kendi irademizle ve sorumluluğumuzla yapılması gerekenleri en ağır çözümler de olsa yapmamız gerek.

Dış güçler, ekonomimize komplo kuruluyor söylemleri falan hepsi hikâye. Yönetenlerin üzerinde bir sorumluluk var. Sorumluluklarını bilmeleri ve gereğini yapmaları şart. Sorumluluklarını yerine getirmekten kaçınabilirler. Yapmaları gerekeni bazı siyasi tercihler nedeniyle yapmayabilirler.

Olacaklardan, sonuçlardan kaçınmak isteyebilirler. O zaman el kapısına muhtaç konuma geliriz ve her denileni yapmaya mecbur kalırız. Dilerim bu noktaya gelmeyiz, başkalarının kapısına muhtaç olmayız. Ama şu anda bu ihtimali bertaraf edecek böyle bir ışık görünmüyor. Yönetimin içerde çıkarttığı kararnamelerden anlaşıldığı kadarıyla o iradeyi kullanma iradesini ortaya koymakta tereddütlü. Dış güçler hikayesiyle günü toparlamaya çalışıyorlar.”

Hafta sonu yürürlüğe konulan 7 Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ekonomik kurumların Cumhurbaşkanı ve bakanlara göre dağılımı yapıldı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nu (TMSF) kendisine ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası, Kamu Bankaları, TÜİK, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı gibi kurumları ise damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a bıraktı. Düzenlemeler içerisinde en şaşırtıcı olan, Hazine ve Maliye Bakanı’nın Yüksek Askeri Şura (YAŞ) üyeliğine getirilmesi oldu.

Albayrak’ın YAŞ üyesi yapılmasından yola çıkılarak, aynı devlet ve yönetim mantığıyla, Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları, TSK’daki bazı generaller için de Para Politikaları Kurulu, TMSF, BDDK, Özelleştirme Yüksek Kurulu, SPK Yönetim Kurulu, Borsa İstanbul, Varlık Fonu vb. kurumların üyelik yolunun yeni bir kararname ile açılıp açılmayacağı sorumuza, eski Merkez Bankası Başkanı ve İYİ Parti milletvekili Durmuş Yılmaz şu karşılığı verdi:

“Bu soru tabi ki akla gelebilir ancak ben bir eski Merkez Bankası başkanı olarak bu soruya cevap verirsem komik duruma düşerim. Gerçekten Hazine ve Maliye Bakanı’nın YAŞ üyesi olmasını mantıki olarak size ve kendime açıklayabileceğim bir donem elimde yok.

TSK yeniden yapılandırılacak diye olabilir mi diye düşünüyorum ama onun yeri MSB, Hazine ve Maliye Bakanı değil. Ama şu ana kadar yayınlanan kararnamelerden, oluşturulan kurullardan, görev tanımlarından görünen o ki, aklımıza hiç gelmeyen, hiç düşünmediğimiz, olacağını bir kere bile akıl edemediğimiz şeyler, bu sistemde gündeme gelebilir, hayata geçebilir, karşımıza çıkabilir. Hazine ve Maliye Bakanı’nın YAŞ üyesi yapılması da sanırım bunlardan birisi.”


GriHat | http://grihat.com/kararnamelerle-merkez-bankasinin-kurumsal-erozyonu-hizlaniyor/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder